Hasret: Modern İstanbul’un Yahudi Anıları

Savaş, kayıp, işgal ve ihtilaller ile hatırlanan 20. yüzyılın ilk yarısı İstanbul için bir çok tezat demek. Yüzyıl başında hızla modernleşen, çok dilli ve çok kültürlü bir merkezden, binyıllık başkent statüsünü ve kozmopolit nüfusunu kaybetmiş bir şehre dönüştüğü, ve her şeye rağmen şehrin sürgünler, mülteciler, ve yerlileri için ilham kaynağı, kimlik, ve yuva olduğu dönem.
İstanbul'daki varlıkları binlerce yıl önceye giden, imparatorluk ile birlikte modernleşen, batılılaşan, ve 'sadık millet' olarak adlandırılan Yahudi cemaatleri bu karmaşık dönemi nasıl hatırlar? Aidiyet, anı, bellek, hasret ve kimlik gibi birey ve toplumun, şehir ve tahayyülün kesişme noktalarını şiirsel açıdan değerlendiren bu konuşma şehrin iki dünya savaşı arası dönemdeki kültürel topografyasını Yahudi hatıra yazılarından bir seçki aracılığıyla tanıtır.

Yeri: