Kişilik mi Dişilik mi?

Kadın doğulmaz, kadın olunur diyen Simone De Beauvoier’a selamla…

Kadınlığa dair; sadece toplumsal değerler değil, genetiğimize ve bilinç kodlarımıza işlenen binlerce yıllık bir serüvenden harmanlandık. Üzerimize dini emirler yağdı, yasalarla çerçevelendik, hükümdarlarca ya çok sevildik yada hiç sevilmedik! Çok sevilen; yüz verdik astarını istedi kabilinden Hürrem ise nefret ikonuna dönüşen Ann Boleyn’in kellesi gitti! Söz konusu kadın olunca toplumdaki yeri aslında gizli işsizlik gibi adı var kendisi yoktan ileri gidemedi.
Bu yolculuk hepimizin çok da uzak kalamadığı fakat duyarsızlaştırıldığımız bir versiyon haline geldi! İlk akit sahibi olan Adem ve Havva’nın ilişkiler hakkında bize bıraktığı miras da hala tam olarak ne yapacağımızı bilemememizin verdiği şaşkınlıkla kucağımızda duruyor!

Zaman ise lehimize olmak bir yana kurnazca sadece soruları değiştirerek biçimle oynamaya çalışıyor! Acaba gerçekten oynayabiliyor mu yoksa manipüle mi ediyor?

Fakat aynı sorulara mekan değiştirsek asıl bizim elimizde ne kalıyor?

Kişilik ve dişilik arasında sıkışan kadının kendi içsel çatışması ve elinde ona kalan hayatı!

Yeri: